Yakın bir zamana kadar Batı Anadolu sahil kesimi daha çok Klasik Çağ kültürleri açısından değerlendirilmiş, bölgenin tarihöncesi kültürleri, göz kamaştıran Klasik Çağ kentlerinin gölgesi içinde kaybolup gitmiştir. Troya önemli bir merkez olarak uzun seneler Batı Anadolu kültürlerinin etkinliğini tek başına savunmak zorunda kalmıştır.

 

limantepehavaYeni Bir Merkezin Ortaya Çıkışı

Troya bu ağır yükü 1979 yılına kadar taşımıştır. 1979 yılında yeni bir merkez, Liman Tepe bu büyük sorumluluğu Troya ile beraber paylaşmaya başlamıştır.

Liman Tepe’de Klasik Çağ öncesi kültürlerin varlığı ilk olarak Ekrem Akurgal tarafından ortaya konmuştur. Ekrem Akurgal’ın bu önemli tespitinden sonra, 1979 yılında kurtarma kazılarına başlanmış ve bu çalışmalar sırasında Güven Bakır, tarih öncesi kültürlere ait ilk mimari kalıntıları açığa çıkarmıştır.

1980–1981 yıllarında ise çalışmalar Prof. Hayat Erkanal tarafından sürdürülmüştür. Bazı bürokratik ve malî nedenlerle çalışmalara 10 yıl ara verilmiş, sonuç olarak 1992 yılında Liman Tepe’de 2. dönem çalışmalarına başlanmıştır. Liman Tepe kazılarına halen Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Araştırma  Merkezi (ANKÜSAM) adına devam edilmekte, her yıl yürütülen çalışmalar sonucunda Ege arkeolojisi yeni boyutlar kazanmaktadır.

 

Liman Tepe’nin Coğrafi Konumu

İzmir körfezinin güneHarita1y sahilinde bulunan Liman Tepe, günümüzde Urla’nın İskele mahallesinde yer almaktadır. Antik Klazomenai kenti de aynı alanda ve Karantina adasında yer almaktadır. Bu ada bilindiği gibi daha Klasik Çağ’da anakaraya bağlanmıştır. Bu nedenle Liman Tepe bir yerde rahatlıkla “Prehistorik Klazomenai” şeklinde de tanımlanabilir.

Bir arkeolojik merkez olarak Liman Tepe, Karantina adasının tam karşısında bir yarımada üzerindedir. Bu yarımada günümüzde en kuzeyde bulunan yüksek kayalık alandan güneye doğru tedrici olarak alçalmakta ve kıyı ovası ile bütünleşmektedir. 1930-1940 yıllarına ait fotoğraflara bakıldığında Liman Tepe’nin çok daha farklı bir durumda olduğu görülür. Bu yıllarda Liman Tepe tam bir höyük yapısına sahiptir. Bu höyüğün en yüksek noktası günümüzdeki en yüksek kayalık alanın 50 m kadar güneyindedir. Yani kayalık alan daha çok höyüğün yamaçları şeklinde görülmektedir. Zaman içinde gerek yeni tarım alanları kazanmak, gerekse yeni inşaat alanları yaratmak amacıyla höyük tahrip edilmiş ve sonuç olarak orijinal yüksekliğinden en az 5 m kaybederek günümüzdeki durumuna gelmiştir.

Gene aynı zaman içinde, Liman Tepe üzerine yazlık evler inşa edilmiş ve dolayısıyla höyük üzerindeki arkeolojik açıdan değerlendirilebilecek alanlar büyük ölçüde daralmıştır. Ayrıca İzmir-Çeşmealtı yolu da Liman Tepe’yi doğu-batı istikametinde kat etmektedir. Bu anayol sadece mevcut kazı alanlarını daraltmamakta, aynı zamanda kazı çalışmalarını da büyük çapta engellemektedir.

 

 

Liman Tepe’nin En Eski Kültürleriliman1

Tüm bu olumsuzluklara rağmen Liman Tepe her yıl yoğun bir şekilde araştırılmakta ve bu araştırmalar sonucunda tüm dünya tarihi açısından önem taşıyan veriler elde edilmektedir.

Bugüne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda Liman Tepe’de en eski kültür olarak Kalkolitik Çağ tespit edilmiştir. Büyük ölçüde M.Ö. 4. bine tarihlenen Kalkolitik Çağ, maden endüstrisini hazırlayan ve bu nedenle de ekonomik açıdan önem taşıyan bir dönemdir. Bu dönem Liman Tepe’de ana toprağın hemen üzerinde açığa çıkarılmıştır.

 

 

Erken Tunç Çağı’nda Liman Tepe

Gerçek maden ekonomliman4isinin toplumların gelişiminde büyük rol oynadığı ve bu nedenle de ilk kentleşmenin başladığı Erken Tunç Çağı, Liman Tepe’de çeşitli yönleriyle araştırılmış ve farklı boyutlarıyla ortaya konmuştur. Genel olarak M.Ö. 3. binin ilk yarısına tarihlenen Erken Tunç Çağı I döneminde Liman Tepe’nin güçlü bir savunma sistemi ile çevrili olduğu ve bu savunma sistemiyle bağlantılı uzun evlerden oluşan bir mimariye sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu savunma sistemi levha halindeki kireç taşlarıyla inşa edilmiştir. Sistemin 0,90 m kalınlığındaki ana duvarının 15,50 m lik bir kısmı açığa çıkarılabilmiştir. Bu duvar kazılmayan alanlar içinde her iki doğrultuda uzamaktadır. Temel hariç korunan yüksekliği 2,70 m dir. Savunma sistemi üzerinde iki kule ile desteklenmiş bir giriş kapısı tespit edilmiştir. Bu kapı, M.Ö. 3. binin ilk yarısında Liman Tepe yerleşmesinin ana giriş kapısı olmalıdır. Savunma duvarının güney, yani dış kesiminde dört diş (çıkıntı) düzeni bulunmaktadır. Fazla kalın olmayan taş duvar bu şekilde güçlendirilmiştir. Duvarın dış kesimi ayrıca çeşitli taşlarla rampa şeklinde kaplanmıştır. Bu taş rampanın dıştan yapacağı baskıyı karşılamak üzere ayrıca kuzey yüzüne, yani iç kesime dik gelecek şekilde kalın duvarlar dayandırılmıştır. Sur sistemini dikine destekleyen bu duvarlar, aynı zamanda 3 safha halinde tespit edilen ve uzun evler olarak adlandırılan yerleşim şemasına ait duvarlardır. Taş temelli kerpiç duvarlara sahip bu evlerin bazılarının duvarları beyaz bir harçla sıvanmıştır. Bu yapılar bir yandan domestik amaçlı kullanılırken, diğer yandan da maden veya tekstile yönelik farklı üretim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği mekânlardır. Bu dönemde özellikle maden teknolojisi çok gelişmiş, döküm ve dövme tekniğiyle her türlü eşya üretimine geçilmiştir. Ele geçen seramik örnekler dikkate alınırsa, Liman Tepe’nin bu devirde Batı Anadolu sahil kesimindeki yerleşmeler yanında tüm Ege Adaları ve Yunanistan anakarası ile bağlantı içinde olduğu görülür.

 

İlk Kentleşme

Daha çok M.Ö. 3. binin 2. yarısı içinde yer alan Liman Tepe Erken Tunç Çağı II devri yerleşimi çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Bu devirde Erken Tunç Çağı I yerleşimi bir kerpiç dolguyla kaplanarak bir taraftan büyük yapılar için sert bir zemin elde edilmiş, diğer taraftan ise yerleşim alanı yüzeyi tesviye edilmiştir.

Bu devirde savunma sistemi daha da geliştirilmiş ve güçlendirilmiş, bu savunma sistemi içinde kalan yerleşim alanı bir iç kale şeklinde düzenlenmiştir. Kuzey-güney istikametinde oval bir görünüme sahip olan yeni savunma sisteminin güney kesiminde kalan bir bölümü açığa çıkarılmıştır. Burada at nalı şeklinde büyük bir kule yer almaktadır. Bu kule kerpiç iç dolguya sahip olup güneye, yani anakaraya doğru uzanmaktadır. Burada söz konusu olan mimari özellikler kulenin sadece kaide kısmını oluşturmaktadır. Taş kaplı bu kaidenin üzerinde kerpiçle inşa edilen esas kule yapısının bulunması gerekmektedir. Dıştan kulenin uzunluğu 12 m dir. Genişliği ise tabanda 18,80 m dir. Kulenin taban suyu içinde kalan kısımları da dikkate alınırsa, bu genişlik 20 m den fazla olabilecektir. At nalı şeklindeki bastiyon ve kuleler gerek Ege’de, gerekse Anadolu’da oldukça yaygındır. Fakat mevcut teknik özellikler ve boyutlar dikkate alınacak olursa, bu kule şimdiye kadar bilinenler arasında en büyük ve en görkemli örneği oluşturmaktadır. Savunma sisteminden bağımsız olarak inşa edilen bu kapı kulesine batıdan bir sur duvarı yaslandırılmıştır. Sur duvarı da gene plaka kireç taşlarıyla inşa edilmiştir. Çok az bir kısmı açığa çıkarılabilen sur duvarının diğer özellikleri hakkında bilgi vermek şu an için mümkün değildir. 2009 yılında keşfedilen yeni bir kule yapısı, Liman Tepe kazı alanının yaklaşık 600m güneybatısında yer almaktadır. Bu yeni keşifle birlikte Liman Tepe, boyutları itibarıyla tüm Ege dünyasının en görkemli yerleşmesi konumuna gelmiştir.

 

DSCN1122

 

Erken Tunç Çağı II Kentleşme Modeli

Deniz içindeki kalıntılar da göz önüne alınacak olursa, Liman Tepe, Erken Tunç Çağı II devrinde uzunluğu 300 m ye yaklaşan oval görünümde bir iç kaleye sahiptir. Bu iç kalenin güneyinde ise bir yelpaze gibi anakaraya doğru açılan ve daha çok özel ikamete tahsis edilen aşağı şehir bulunmaktadır. İç kaleye nazaran takriben 4-5 m daha alçak olan aşağı şehirde taş kaplama sokaklar ve bu sokaklarda büyük evler bulunmaktadır. İç kale gibi aşağı şehirde de en az 3 farklı mimari tabaka tespit edilmiştir. İç kalenin odak noktasında ise merkezi büyük bir yapı bulunmaktadır.

 

 

 

Erken Tunç Çağı II Devrinde Merkezi Otorite

Bu güne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda kuzeybatı-güneydoğu istikametinde uzanan bu merkezi yapının bir dış duvarı kısmen açığa çıkarılmıştır. 2 m yüksekliğinde korunan bu duvarın kalınlığı 1,50-2,20 m arasında değişmektedir. Dış duvarın iç kısmında 0,60 m kalınlığında ikinci bir paralel duvar görülmektedir. Her iki duvar arasında 1,20 m genişliğinde bir koridor oluşmuştur. Bu koridor ara duvarlarla bölünerek dar mekânlar elde edilmiştir. İçlerinden çıkan seramik malzeme, bu dar mekânların depo olarak kullanıldığını göstermektedir.

lmt1 dene

Seramik örnekler arasında bulunan İç Anadolu Bölgesi ve Batı Ege ile bağlantılı malzeme, bölgeler arası kronolojilerin karşılaştırmaları için büyük önem taşımaktadır. Bu koridorun kuzey tarafında yan yana iki mekân dizisi bulunmaktadır. Koridor mekânları ve diğer iki mekân dizisi arasında 5-6 m genişliğinde bir avlu açıklığı bulunmaktadır. Bu açıklığın ortasında bir dikme çukuru tespit edilmiştir. Bir kanadı tek sıra halinde koridor mekânlarından, diğer kanadı birkaç mekân sırasından oluşan ve kanatlar arasında büyük bir avluya sahip olan bu kompleksin önemli bir kısmı kazılmayan alanlar içinde kalmıştır. Ancak 15 m uzunluğundaki bir kısmı tespit edilebilen bu merkezi binanın gerçek boyutları bugün için bilinmemektedir.

 

Erken Tunç Çağı II devrinde Ege’de bölgesel merkezlerde karşımıza çıkan bu tür sur içindeki merkezi yapılar genel olarak toplumsal açıdan belli bir otoritenin varlığına bağlanmaktadır. Bu otorite büyük olasılıkla siyasi yapıyı ve ekonomik düzeni yönlendirmektedir. Fakat tüm bunların yanında Liman Tepe merkezi yapısı daha farklı bir özelliğe de sahiptir. Bu yapı içinde bulunan en anlamlı buluntu grubunu phallos örnekleri oluşturmaktadır. Muhtelif taşlardan yapılan bu örnekler silindirik bir gövdeye, dik durabilmeleri için düz bir dip kısmına ve yuvarlak bir baş kısmına sahiptir. Bugüne kadar ele geçen 7 örnekten bir tanesi sadece dini açıdan değil, sanat açısından da önem taşır. Gre taşından yapılan bu örneğin başı maymun kafası şeklindedir. Bu maymun kafası gerçekçi stiliyle özel bir durum arz eder. Doğu Akdeniz bölgesinden ithal edilmiş olabilir. Oval görünüme sahip bir seramik kurs ve bir boğa ryton parçası da dini eşya olarak değerlendirilmelidir. Bu bulgular yanında aynı kompleks içerisinde pişmiş toprak veya mermerden çeşitli idoller ele geçmiştir. Aynı kompleks içerisinde ele geçen bir diğer önemli bulgu, yeşil renkli bir taştan yapılmış çan şeklindeki damga mühürdür. Bu eşyalar sayesinde Liman Tepe merkezi yapısı dini ve idari özellikler taşıyan bir yapı özelliği kazanmış olmaktadır.

 

 

Erken Tunç Çağı II Devrinde Bölgenin Siyasi Yapısı

Liman Tepe, Erken Tunç Çağı II devrinde bilinen tüm Ege yerleşmeleri içinde çok farklı özellikler göstermektedir. Burada liman tesisleriyle bağlantılı bir iç kale ve bir aşağı şehir tam olarak oluşmuştur. İç kale aynı zamanda daha eski tabakaların oluşturduğu höyüğü de çevrelediğinden, aşağı şehre göre yüksek bir konuma sahiptir. Açığa çıkartılan savunma sistemi kalıntıları ise mevcut sistemin yalnızca kaide kısmıdır. Bu kaide üstünde yer alması gereken kerpiç duvarlar da dikkate alınacak olursa, savunma sisteminin 10-12 m yükseklikte olması gerekir. Liman Tepe bu kentsel özellikleriyle siyasi bir merkez olarak değerlendirilebilir.

Liman Tepe dışında Urla yarımadasında bulunan ve aynı devre tarihlenen diğer merkezler daha farklı görünümdedir. Bu merkezlerden Alaçatı’da bulunan Gölkayası bir kaya kütlesinden oluşmaktadır. Bu kütle içinde bulunan mağara görünümündeki boşluklar ikamet amacıyla değerlendirilmiştir. Çevre tamamen kayalarla kaplı olup herhangi bir tarım arazisi mevcut değildir. Bu özellikleriyle Gölkayası daha çok denizden gelebilecek tehditlere karşı kurulmuş bir kale görünümündedir. Diğer bir merkez Kale Tepe, İzmir-Çeşme yolu üzerinde bulunmaktadır. Etrafı surlarla çevrili 50 m çapındaki bu küçük merkez de doğal yolun geçtiği bir vadiyi kontrol altında tutan bir karakol konumundadır. Diğer merkezlerden Değirmen ve Yağcılar’ın da durumu farklı değildir. Çeşme – Bağlararası’nda sürdürülen kazılarda açığa çıkmaya başlayan Erken Tunç Çağı II yerleşmesi, buranın önemli bir liman kenti olduğunu ortaya koymaya başlamıştır. Açığa çıkarılan mimari yapılar, halkın oturduğu evlere ait olup Çeşme’nin ekonomik ve ticari faaliyetleri hakkında önemli bilgiler vermeye başlamıştır. Yarımada dışındaki Erken Tunç Çağı II yerleşimleri ise daha çok köy karakterindedir. Tüm bu hususlar dikkate alınırsa bölgesel bir savunma için gerekli şartlar yerine getirilmiş olmaktadır. Bu durum bir bölgesel siyasi birliği açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Mevcut özellikleri ile Liman Tepe bu siyasi birliğin merkezi olarak değerlendirilmelidir.

 

M.Ö 2. Bin Yılında Liman Tepe

liman5M.Ö. 3. bin sonlarına tarihlenen Erken Tunç Çağı III devri Liman Tepe’de birkaç ince duvar ve taş döşeme kalıntılarıyla çok dar bir alanda temsil edilmektedir. Erken Tunç Çağı II iç kale giriş kapısının doğusunda açığa çıkarılan çok basit görünümdeki bazı sur kalıntıları ve dar bir rampa da bu devre ait olmalıdır. Özellikle seramik örnekler dikkate alınacak olursa, Erken Tunç Çağı III, daha çok Erken Tunç Çağı ile Orta Tunç Çağı arasında bir çeşit geçiş dönemi görünümündedir.

M.Ö. 2. binin ilk yarısı içinde yoğunlaşan Orta Tunç Çağı, 4 mimari tabakayla temsil edilmektedir. Liman Tepe’nin kuzeyinde 4. mimari tabakaya ait oval planlı yapılar tespit edilmiştir. Bu yapılardan bugüne kadar 7 tanesi açığa çıkarılmıştır. Bu evlerin planları kısmen yığın halinde bulunan toplama taşlara göre belirlenmiştir. Bu taşlar orijinal bir duvara ait olmayıp daha çok ahşap malzemeyi tamamlar niteliktedir. Evlerin genel karakterleri, planları, iç düzenlemeleri ve içlerinden çıkan buluntular dikkate alındığında, daha çok atölye veya işyeri işlevine sahip oldukları görülür. Orta Tunç Çağı’nın iyi korunmayan diğer mimari tabakalarına ait mimari özellikler de aynı işleve sahip olmalıdır. Bu durunda Liman Tepe’nin kuzey kesiminin Orta Tunç Çağı’nda bir çeşit atölyeler semti olduğu söylenebilir. Bu atölyeler semtinde başta maden olmak üzere dokuma, taş eşya, seramik ve diğer üretim faaliyetleri yoğun bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Orta Tunç Çağı mimari tabakalarının önemli buluntu gruplarından birini de kurşun halkalar oluşturur. Bu halkaların büyük bir bölümü 2,5 cm çapında olup ağırlık farklılıkları bulunmamaktadır. Bunların ne yüzük, ne de bilezik olarak kullanılmaları mümkündür. Madenin yumuşaklığı nedeniyle bir çeşit âlet olarak kullanılmış olmaları da düşünülemez. Bunlar ancak Önasya’nin ekonomik yönden gelişmiş bazı bölgelerinde ve Mısır’da olduğu gibi bir çeşit para birimi olarak değerlendirilebilir. Böylece Orta Tunç Çağı’nda Liman Tepe’de üretim zenginliği yanında, çok gelişmiş bir ekonomik düzenin varlığı ortaya çıkmaktadır.

 

Liman Tepe’de Miken Varlığı

liman_02Liman Tepe’de Geç Tunç Çağı’na ait kalıntılar özellikle 2006 yılındaki çalışmalar sırasında açığa çıkarılmıştır. Höyüğün güney kısmında bu döneme ait çeşitli sokaklarla ayrılmış yapılar açığa çıkarılmıştır. Bunlar yanında bir de su kuyusu tespit edilmiştir. Bu yapılarla ve su kuyusuyla bağlantılı çok sayıda buluntu bu dönemin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır. Yerli seramik yanında % 15 oranında Miken seramiği görülmektedir. Miken Örnekleri Geç Hellas III A-B ve II A dönemleri özelliklerini yansıtır. Kuyu dolgusundan ele geçen bir buluntu kültür tarihi dışında, din tarihi açısından da önem taşır. Bu buluntu bir Miken idol başıdır. Anadolu’da nadiren görülen bu örnek, Liman Tepe’nin deniz aşırı ilişkileri ve Miken dönemindeki kozmopolit yapısı hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır.

 


Liman Tepe Su Altı Kazıları

DSC_2673adjchronis1Liman Tepe kazılarının 2000 yılından bu yana devam eden en önemli çalışmalarından biri de su altı kazılarıdır. Ankara ve Haifa Üniversitelerinin ortak çalışması olarak sürdürülen bu kazılarda, Klazomenai antik kentinin M.Ö. 4. ve 6. yylara ait liman tesisleri ortaya çıkarılmaya başlanmıştır. Şu ana kadar gerçekleştirilen kazılarda, denizin altında kalmış yaklaşık 100m uzunluğunda bir mendirek ve buna bağlı daha küçük bir dalgakıranın dökümantasyonu gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda, ANKÜSAM koordinasyonunda gerçekleştirilen kazılarda liman içerisinde yeni kazı alanları açılmış ve tabakalaşmış halde üstte M.Ö. 4. yy limanı, onun altında da M.Ö. 6. yy liman tabanı tespit edilmiştir. Önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek kazılarla liman tesisinin ilk yapım aşaması ile ilgili yeni verilere ulaşılması hedeflenmektedir.

 

Sonuç

Görüldüğü gibi Liman Tepe en azından M.Ö. 4. binden 2. bin sonuna kadar tüm kültürleri kesintisiz olarak yansıtmaktadır. Antik Klazomenai kenti de dikkate alınacak olursa, Klasik Çağ’ın sonuna kadar kültürel süreklilik devam etmektedir. Bu özellik Batı Anadolu’da sadece Liman Tepe’de görülmektedir. İzmir bölgesinde tespit edilen ve kazılan prehistorik merkezler Liman Tepe ile birlikte büyük bir kültürel birikimi ortaya koymuştur. Aynı zamanda güçlü bir ekonomik yapıya sahip olan bu birikim Ege dünyasını aşarak tüm Doğu Akdeniz’le, Balkanlar’la ve hatta Kafkasya ile bağlantı içindedir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gerçekleştirilecek olan kazı ve araştırmalar, aynı doğrultuda daha somut veriler ortaya koyacak, Anadolu’nun büyük kültürel potansiyeliyle beslenen İzmir bölgesinin arkeolojik zenginliğine yeni boyutlar kazandıracaktır.