M.Ö. 2. Binin İlk Yarısında Urla Yarımadasında Minos Etkinliği

Proje, M.Ö. 2. binyılın ilk yarısında, özelde Urla Yarımadası ve daha genel anlamda da Batı Anadolu sahil kesiminde görülen Girit kökenli Minos kültürüne ait etkilerin ekonomik sebepleri ile sonuçlarının irdelerken, bu kültürün bölgenin yerel kültürleri ile olan etkileşiminin detaylarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda aynı zamanda tüm Ege dünyasını etkileyen ve tüm Akdeniz havzasında kültürel / tarihsel bir kırılma noktası oluşturan Thera patlamasının etkilerinin de araştırılması planlanmaktadır. Batı Anadolu sahil kesiminin tarih öncesi dönemlerine ait arkeolojik çalışmalar özellikle 1990’lardan sonra hız kazanmıştır. Geçen yıllar içerisinde bölgenin Neolitik Çağ’dan itibaren Tunç Çağı sonlarına kadar geçirdiği kültürel gelişim evreleri ve bölgenin çevre kültürleri ile olan etkileşimleri de çeşitli bilim adamları tarafından farklı açılardan ele alınmaktadır. Batı Anadolu sahil kesiminin M.Ö. 2. binyıl kültürleri ile ilgili çalışmalar, bölgenin kendine has özellikleri olan güçlü kültürlere ev sahipliği yaptığını ortaya koymaya başlamıştır. M.Ö. 2. binyılın ilk yarısında, bir yandan İç Anadolu’da gittikçe güclenen Hititler, diğer yandan da özellikle Akdeniz ve Ege ticaretinde en etkin rolü oynayan Girit – Minos Kültürü gibi iki önemli gücün arasında yer alan Batı Anadolu sahil kesimi, son yıllarda hız kazanan yeni arkeolojik araştırmalar sayesinde Anadolu arkeolojisi ile ilgili yeni sorunlar ve araştırılması gereken yeni konular açığa çıkarmıştır. Batı Anadolu sahil kesiminde Girit – Minos kültürüne ait izlerin tespiti ve bu kültüre ait arkeolojik verilerin yorumlanması, bölgedeki Minos kültürel etkinliğinin niteliğini anlamak adına en önemli dayanağı oluşturacaktır. Bölgede Minos Kültürü ile bağlantılı bir şekilde değerlendirilebilecek arkeolojik veriler, Iasos, Miletos, Tavşan Adası, KoÅNmür Adası, Bademgediği, Liman Tepe, Troya ve son yıllarda Çeşme – Bağlararası gibi merkezlerde ele geçmiştir. Bunlar arasında Iasos verileri, Klasik Çağ tabakalarının araştırılması sırasında ele geçen arkeolojik kalıntılara dayanmaktadır. Miletos, tüm bu yerleşimler arasında Batı Anadolu sahil kesiminde Minos etkinliğinin anlaşılmasına yönelik en detaylı verileri sunmaktadır. Miletos hafirleri, bu merkezin bir Minos kolonisi olduğunu öne sürmektedir. Bademgediği, Liman Tepe, Troia Kömür Adası ve Tavşan Adası, Batı Anadolu’da Minos kültürel varlığı hakkında farklı boyutlarda bilgiler veren diğer önemli merkezlerdir. Son yıllarda Çeşme – Bağlararası’nda gerçekleştirilen bilimsel kazılar, Minos kültürünün Ege’de en etkin olduğu dönem olan M.Ö. 2. binyılın ilk yarısına ait birçok yeni veri ortaya koymaya başlamıştır. Çok iyi korunmuş mimari tabakalarda, sokaklarla birbirinden ayrılmış bloklar halinde inşa edilmiş evlerin içerisinde ele geçen arkeolojik malzeme, bir yandan Batı Anadolu sahil kesiminde M.Ö. 2. Bin’in ilk yarısında sürdürülen ekonomik ve güncel faaliyetlerle ilgili bilgiler verirken, diğer yandan da Anadolu ve Ege kültürleri arasında kilit konumunda yer alan bölgenin, çevre kültür bölgeleri ile olan ilişkilerine açıklık getirmeye başlamıştır. Urla yarımadası, doğu Ege deniz rotaları göz önüne alındığında, kuzey ve güney deniz ticaret ağlarının kesiştiği noktada yer almaktadır. Bölgenin bu stratejik konumu, yarımada üzerindeki yerleşmelerin karakterlerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamış olmalıdır. Proje kapsamında, Çeşme – Bağlararası’nda proje ekibi tarafından arkeolojik kazılar gerçekleştirilmesi, bunun yanında, Batı Anadolu sahil kesiminde kazısı devam eden veya tamamlanmış diğer merkezlerde ele geçen Minos kültürüne ait malzemelerin yayınlar yolu ile değerlendirilmesi planlanmaktadır. Çeşme – Bağlararası yerleşiminin özellikle M.Ö. 2. binyılın ilk yarısına ait iyi korunmuş tabakalarının daha geniş alanlarda araştırılarak, arkeolojik örneklemenin genişletilmesi, yerleşimin yerli ve Minos kökenli özelliklerinin detaylı olarak belgelenerek önceki sezonlarda elde edilen verilerle karşılaştırılması planlanmaktadır. Bölgedeki Minos etkilerini incelerken sadece maddi kültür öğeleri bağlamında değil, aynı zamanda beslenme alışkanlıklarında gözlemlenebilecek kültüre bağlı değişimlerin de belgelenmesi amacıyla arkeobotanik ve arkeozoolojik veriler de karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir. Projenin amacına uygun olarak, Çeşme – Bağlararası’nın bulunduğu bölgedeki çevresel faktörlerin belgelenmesi için jeomorfolojik çalışmaların da yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmalardan elde edilecek veriler, çevresel faktörlerin özelde Çeşme-Bağlararası’nda, genelde ise bölgenin diğer yerleşimlerinde tarihsel sürec içerisindeki etkileri saptanmaya çalışılacaktır. Iasos ve Miletos gibi yerleşmelerde gerçekleştirilen çalışmalarda, tüm Ege kültürlerini etkileyerek Girit saraylarının yıkılmasına neden olan Thera adasındaki yanardağın patlamasıyla bağlantılı kalıntılara ulaşılmıştır. Çeşme – Bağlararası’nda da yaklaşık aynı döneme tarihlenebilecek bir volkanik kül tabakası ile karşılaşılmıştır. İlk analiz çalışmaları, bu küllerin Thera’dan daha farklı bir volkanik aktiviteye ait olduğunu ortaya koymuştur. Bu sonuçlar ışığında,olasılıkla daha önce hiç bilinmeyen yeni bir volkanik patlamaya ait izler ortaya çıkmış olmaktadır. Bu, proje çerçevesinde incelenecek olan önemli bir konuya işaret etmektedir. Gerçekleştirilmesi planlanan jeomorfolojik çalışmalar çerçevesinde, Çeşme – Bağlararası çevresinde çeşitli örneklemeler yapılacak ve bölgede tüm Ege dünyasını etkileyen bu büyük patlama sonucunda yaşanmış olabilecek bir tsunamiye ait verilerin olup olmadığı da incelenecektir. Son yıllarda özellikle doğu Girit’te bu amaç doğrultusunda yapılan çalışmalar olmasına rağmen, benzer araştırmalar ülkemizde çok kısıtlı olarak gerçekleştirilmiştir. Urla yarımadası, bir yandan Anadolu ve Ege arasındaki en önemli geçiş noktalarından birinde, diğer yandan da M.Ö. 2. binyılın ilk yarısında Minos kültürünün kontrolünde olduğu düşünülen kuzey ve güney Ege deniz ticareti ağlarının kesiştiği stratejik bir konumda yer almaktadır. Bölgede Anadolu ve Minos kültürlerine ait arkeolojik verilerin bir arada, yan yana, aynı kontekslerde ele geçiyor olması özellikle bölgelerarası kronolojik karşılaştırmaların yapılmasında çok önemli katkılar sağlayacaktır. Arazide gerçekleştirilecek arkeolojik çalışmalar, literatür çalışmaları, arkeozoolojik ve arkeobotanik değerlendirmeler yanında jeomorfolojik çalışmaları da bünyesinde barındıran, uluslararası katılımlı disiplinlerarası bu proje çerçevesinde, özellikle Çeşme – Bağlararası verileri ışığında Urla Yarımadası ve daha genel ölçekte de Batı Anadolu sahil kesiminin M.Ö. 2. binyılın ilk yarısında, mimari, seramik, ve diğer maddi kültür teknolojileri ile yemek yeme ve hazırlama gelenekleri hakkında detaylı bilgilere ulaşılması planlanmaktadır. Bu çalışma ile, Çeşme – Bağlararası’nda elde edilecek yeni veriler ışığında, Batı Anadolu sahil kesimindeki yerleşimlerin M.Ö. 2. Bin’in ilk yarısındaki sosyo ekonomik ve kültürel yapısı yanında, özellikle Minos kültürü ile olan bağlantıları ve sosyo politik karakteri hakkında da önemli sonuçlara varılması planlanmaktadır. Tüm bu veriler, Urla Yarımadası ve daha genel anlamda da Batı Anadolu sahil kesimindeki Minos etkinliğinin genel karakteri ve bölgesel farklılıkları hakkında detaylı bilgiler verecektir.

 

Minoan Impact in Urla Peninsula during the First Half of the 2nd Millennium B.C.

This project aims to document the reasons for and results of Minoan activity on the Urla Peninsula and Coastal Western Anatolia in general, during the first half of the 2nd millennium B.C and evaluate the data with respect to the influence of Minoan culture on the local archaeological cultures of the region. Within this framework, the investigation of the effects of the Theran eruption which is a cultural/historical breaking point in the Aegean world, is also planned. Archaeological research on the prehistoric periods of coastal western Anatolia gained momentum especially after the 1990s. The cultural developments within the region and the cultural interactions with neighbouring areas during the period from the Neolithic to the end of the Bronze Age, have been dealt with by various scholars in their numerous aspects. Research concerning the cultures of the second millennium B.C. have started to provide detailed evidence that the region possessed its own, well-rooted local cultures with distinctive characteristics. Excavations in coastal western Anatolia – placed between the emerging kingdom of the Hittites in central Anatolia and the Minoan civilisation of the Aegean, which played an important role in trade within the Aegean and the wider Mediterranean world – has started to set new questions and problems that need to be addressed and answered. Documenting Minoan presence in Urla Peninsula and coastal western Anatolia in general and the interpretation of Minoan and Minoanising artifacts and remains in the region will be of utmost importance towards understanding the characteristics of this presence. Archaeological data relating to Minoan influence/presence in coastal western Anatolia have been obtained from Iasos, Miletos, Tavşan Adası, KoÅNmür Adası, Bademgediği, Liman Tepe, Troia and, lately, from Çeşme-Bağlararası. The data from Iasos was largely obtained during the excavation of classical remains. Among all the coastal western Anatolian settlements, Miletos has provided the most detailed information concerning Minoan presence in this region. Its excavators claim that the settlement was (or at least was home to) a Minoan colony. Nevertheless, since deposits dating to this period were mostly below the groundwater level, there was considerable difficulty in the excavation and documentation of these deposits. Bademgediği, Liman Tepe, Troia, Tavşan Adası and KoÅNmür Adası, are other important settlements which yielded evidence for Minoan presence in coastal western Anatolia. In recent years, excavations at the westernmost tip of the Urla peninsula, at Çeşme-Bağlararası have produced new evidence concerning the first half of the second millennium B.C., when Minoans were most active in the Aegean. With its well preserved architectural remains consisting of blocks of houses separated by streets, the finds from within the architectural units provide information both on the economic and domestic activities carried out inside, as well as on the nature of the settlement’s relations with neighboring cultures. The Urla peninsula is located at the juncture of northern and southern Aegean trade networks. Its strategic location must have played an important role in the characteristics of settlements placed in this region. Research carried out at Bağlararası has produced evidence which suggests that it is of a different nature than others, whilst also providing data on Minoan presence in the eastern Aegean. Within the framework of the proposed project, it is planned to carry out archaeological excavations and detailed documentation of the remains dating to the first half of the second millennium B.C. at Çeşme – Bağlararası. Further literary sources on the other contemporary sites will also be evaluated within this study in order to make general assumptions. The archaeozoological and archaeobotanical data from the new excavations will be analysed alongside those previously collected to shed light on the dietary habits of the settlement’s inhabitants during the first half of the second millennium B.C. Changes in economic endeavours as well as dietary habits throughout the history of the settlement will be considered within the framework of possible effects of Minoan culture in the region to shed light on the characteristics of this influence. Sites like Iasos and Miletos yielded important evidence in the previous years, regarding the Thera eruption which caused the collapse of the Minoan palaces in Crete. A volcanic ash layer have also been spotted at Çeşme – Bağlararası contemporary with these sites. Preliminary results of the analysis revealed that the geological signature of this ash does not fit to the one of Thera eruption. These results confirm a totally unknown new volcanic eruption other than Thera around the Aegean around the same time. Within this respect, It is proposed to carry out geomorphological research in the environs of Çeşme-Bağlararası in coordination with other aspects of archaeological work outlined above. Data from this research is expected to shed light on the volatile tectonics as well as the effect of changing sea levels in the region. Geological sampling that is planned to be carried out within the framework of the project, will investigate the possible presence of tsunamis resulting from Thera eruption which affected the entire Aegean world. Geomorphological research of this kind has been rare in Turkey, and such investigations have been recently initiated in Crete. The Urla peninsula is strategically located at an important crossroad between Anatolian and Aegean worlds as well as the junction of the northern and southern maritime networks controlled by the Minoan seafarers. The fact that archaeological material belonging to both Anatolian and Minoan cultures are found together, side by side in the same contexts will greatly contribute to the synchronisation of associated chronologies in the region. Within the framework of this interdisciplinary project with its international academic staff, data on archaeozoological, archaeobotanical remains as well as geomorphological research, will contribute to the interpretation of related architectural and pottery finds. This information will also be supplemented by data on textile manufacture and dietary habits to gain new insights into the socio-economic, socio-political and cultural structure of the Urla Peninsula and coastal Western Anatolia and explain the character of the Minoan impact in Urla Peninsula and greater coastal Western Anatolia during the first half of the 2nd Millennium B.C.

 

Proje Üyeleri / Project Members:

Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu (Ankara Üniversitesi)

Yrd. Doç. Dr. Ümit Çayır (Cumhuriyet Üniversitesi)

Yrd. Doç. Dr. İrfan Tuğcu (Korkut Ata Üniversitesi)

Yrd. Doç. Dr. Yiğit Erbil (Hacettepe Üniversitesi)

Doç. Dr. Joseph Ian Boyce (McMaster Üniversitesi)

Valasia Isaakidou (Oxford Üniversitesi)

Rıza Tuncel (Doğu Akdeniz Üniversitesi)